MAKALELER
İslam Dini
İslam, müminleri cihad'a teşvik eder mi ?
İslam, müminleri cihad'a teşvik eder mi ?
Bilindiği gibi, İslam'da CİHAD
denilen bir kavram vardır. Kuran Ayet'lerine göre açık olmasına
rağmen, Cihad'ın bilinenden farklı anlamlar içerdiği iddia
edilmektedir. İslam dünyası, Cihad meselesinin tartışılmasında
farklı sonuçlara ulaşmaktadır. Sertlik yanlısı olanların
değerlendirmesiyle, sertlik karşıtı olanların değerlendirmesi
farklılıklar göstermektedir.
Sertlik yanlısı olanlar,
cehd(*) kökünden gelen Cihad'ı; "insani değerlerin
çiğnenmesi durumunda yapılan, her türlü kavga ve savaşa verilen
isimdir, sıra dışı bir durum olduğundan, "Cehd"
sarfetmekten kaçınılmaz.' diye tanımlarlar.
[(*) Cehd: bir
amaca ulaşmak için, tüm gayretini kullanmak.]
Sertlik
karşıtı olanlar ise Cihad'ı iki düşünce altında
değerlendirmişlerdir;
1- Mücahede: insanin iç dünyasını
temizlemeye yönelik gayretlerini ifade eder. Tasavvufi bir kavram
olarak düşünülür ve kişinin kendi iç dünyasını temizlemek
için yaptığı savaştır denilir.
2- İçtihad: Tüm
gayretini seferber ederek, bilim ve düşünce üretmek demektir.
Mücahede ile bağlantılıdır, once iç dünyası temizlenecek
sonra içtihad yapılacaktır. Yani Mücahede gercekleşmeden içtihad
olamaz.
Fakat gerçek olan şudur ki; sertlik karşıtı
olanların düşünceleri son derece demagojik yaklaşımlardır. Bu
düşünceleri aşağıdaki Ayet'e bakarak savunmak mümkün
değildir;
Tevbe-41 'Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak
mutlaka seferber olun ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla
cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.'
Asil
olan talan ve bu talanlardan elde edilen ganimetlerdir. Allah ve din
yolunda yapıldığı söylenen cihad, gerçekte ganimet edinimleri
için yapılan saldırılar için bir kılıftır. Zaten elde edilen
ganimetler Allah tarafından helal kılınmıştır;
Enfal-69
'Artık elde ettiğiniz ganimetlerden helal ve temiz olarak yeyin;
Allah'tan korkun. Allah çok affedici, çok merhametlidir.'
Ganimet
paylaşımı Ayet'ler ile kurala konulmuştur;
Enfal-1 'Ey
Muhammed! Sana savaş ganimetlerinin Hükmünü sorarlar. De ki:
"ganimetler, Allah'ın ve Peygamberindir." O halde
inananlardansınız, Allah'tan korkun, aranızı düzeltin Allah'a ve
Peygambere itaat edin.'
Enfal-41 'Doğru ile yanlışın
ayrılış günü, iki topluluğun karşılaştığı gün, kulumuza
indirmiş olduğumuza inanıyorsanız şunu bilin: ganimet olarak
elde ettiğiniz şeylerin beşte biri, Allah'a, Resule, Resul'ün
yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışa aittir. Allah
her şeye kadirdir.'
İslami kesim, Cihad'ın saldırılar
karşısında Müslümanlar tarafından alınan önlem olduğunu,
yani yapılan saldırılara karşılık vermek üzere kullanıldığını
iddia ederler. Fakat Ayet'ler bunun hiç de öyle olmadığını
göstermektedir;
Enfal-65 'Ey peygamber! Müslümanları
savaşmaya teşvik et. Sizden sabırlı 20 kişi olursa, küfre
sapanların 200'üne galip gelir, sizden yüz kişi olsa olsa onların
binine galip gelir. Cünkü onlar gereğince anlamayan bir
topluluktur.'
Tevbe-123 'Ey iman sahipleri! Küfre sapanların
yakınınıda bulunanlarıyla savaşın. Sizde bir sertlik bulsunlar.
Şunu bilin ki Allah korunanlarla beraberdir.'
Nisa-84 'Allah
yolunda savaş. Kendinden başkasından sorumlu değilsin. İnananları
da teşvik et. Umulur ki Allah, kuvvetce daha üstün, cezalandırmada
daha güçlüdür.'
Saff-4 'Allah kendi yolunda, duvarları
birbirine perçinlenmiş bir bina gibi, saf bağlayarak çarpışanları
sever.'
Muhammed-4 'Küfre batmışlarla burun buruna
geldiğinizde, boyunlar vurulur...'
Bakara-216 'Hoşunuza
gitmemekle birlikte, savaş üzerinize yazılmıştır. Bir şey
sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve
bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah
bilir siz bilmezsiniz.'
Benzeri bir çok Ayet ile Müslümanlar
savaşa teşvik edilmekte, bu sayede Cennetlik olunacağı
söylenmekte iken, savaşa karşı çıkanlar ise Cehennemle tehdit
edilmektedir;
Nisa-95 'İnanların; özür sahibi olmaksızın
oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret
gösterenleri aynı değildir. Allah, malları ve canlarıyla gayret
gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kılmıştır.
Allah hepsine güzellik vaat etmiştir ama Cihad edenleri cok büyük
bir ödülle, oturanlardan üstün kılmıştır.'
Tevbe-20
'İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla,
canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha
üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.'
Tevbe-81
'Allah'ın Resulüne ters düşmek için arkada kalanlar, çöküp
oturdukları için sevindiler; Allah yolunda mallarıyla canlarıyla
Cihad etmeyi çirkin gördüler; 'bu sıcakta sefere çıkmayın'
dediler. De ki; 'hararet bakımından cehennem daha zorludur.' Bir
anlayabilselerdi!'
Müslümanların saldırılar karşısında
savaştıkları ve Cihad'a yöneldikleri iddiası gerçek değildir.
Muhammed döneminden başlayarak, yuzyıllar boyu saldırgan olan
genellikle İslamdır. Zaten sürekli savunmada olan ve saldırı
altında kalan bir dinin Avrupa, Asya, Afrika ve uzak doğuya kadar
yayılması pratikte de mümkün değildir.
Muhammed Medine'ye
göç ettikten sonra, Muhammed ve etrafındaki kişiler ganimet
kazanımı için, çevreden geçen kervanlara saldırmaya başladılar.
Bir çok kervan soyuldu ve onemli ganimetler elde edildi. Fakat
Muhammed bu soygunlarda sadece ganimet alınmasını ve insan
öldürülmemesini istiyordu. Bir saldırı esnasında, bir
Mekke'linin öldürülmesi üzerine Muhammed ganimetlere elini
sürmedi ve Allah'ın takdirini bekledi. Bunun üzerine gelen
aşağıdaki Ayet durumu ve genel hükmü çok güzel
belirlemektedir;
Bakara-216 'Hoşunuza gitmemekle birlikte,
savaş üzerinize yazılmıştır. Bir şey sizin için hayırlı
olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için
şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir siz
bilmezsiniz.'
(NOT: Bir çok çeviride 'savaş üzerinize
yazılmıştır' deyişi,
'savaş üzerinize farzdır' şeklinde
çevrilmiştir.)
Aşağıdaki Hadis'ler konu ile ilgili olarak
bazı ip uçları vermektedir;
Abdullah İbnu Avn anlatıyor:
"Nafi'ye yazarak savaştan önce (muşrikleri İslam'a) davet
etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: "Bu İslam'in başında
idi. Resulullah (S.A.V) Beni Mustalik'e ani baskın yaptı. Adamlar
gafildi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Şavasabilecekleri
öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cuveyriye
(radiyallahu anha) validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah
İbnu Ömer (radiyallahu anhuma) rivayet etti. Abdullah bu orduya
asker olarak katılmıştı."
Buhari, Itk 13; Muslim,
Cihad 1, (1730);
Seleme İbnu'l-Ekva (radiyallahu anh)
anlatıyor: "Resulullah (S.A.V) bir gazve sırasında başımıza
Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh)'i komutan tayin etti. Bu seferde
müşriklerden bir gruba gece baskını yaptık. Onlardan çokça
öldürüldü. Ben kendi elimle yedi kişi öldürdüm. Bunlar,
farklı ailelerdendi. O gün parolamız: "Ey Mansur (yardım
gören) öldür, öldür!" idi."
Ebu Davud, Cihad
78, (2596),102, (2638).
Anlatıldığı gibi mağdur olan,
sürekli saldırılan ve zulüm'e maruz kalan gerçekte Müslümanlar
değildir. Mekke'nin fethine kadar süren savaşların büyük
coğunluğunda, saldırgan olan taraf Müslümanlardır.
Soygunlar
neticesinde büyük bir servet ve güç edinen Müslümanlar,
öncelikle Medine de kendilerine kucak açan Yahudi'lere karşı bir
kıyım ve geniş TEHCİR (yerlerinden sürme) uyguladılar.
Yahudi'lerin geriye kalan mallarına ise el konuldu. Ünlü Bedir
savaşı Müslüman'ların saldırısı sonunda gerçekleşmiş ve
cok kanlı geçmiştir. Daha önce Medine'den sürülen Beni Nadir ve
Beni Mustalik Yahudilerinin Medine yakınlarında oluşturduğu
yerleşim birimleri, Müslümanlar tarafından talan edilip, cariye
alınacak kadınlar dışındaki bütün halk katledilmiştir.
Kurayza Yahudilerinin bulunduğu kale, Müslümanlar tarafindan 25
gün muhasara altına alındı, Yahudiler aman dileyip teslim
olmalarına rağmen, 700 kişi müslümanlar tarafından katledildi.
Hayber Yahudilerine ait kale 10 gün muhasara altina alindi ve
Muslumanlar tarafindan kazanilan savasin sonunda sayisiz yahudi
olduruldu ve cok sayida cariye alindi. (Ayrıca Reci, Bir'i Mauna,
Fezare, Zatur Rika, Enmar, Hudeybiye, Muta, Huneyn, Evtas, Taif, Zul
Halasa ve diğer pek çok gazvede, sayısız Yahudi katledilmiştir.
Bu gazvelerin hiç birinde saldırganlar Yahudiler değildir.)
Gassaniler'e sığınmış Yahudilerin üzerine yürüyen
Müslümanlar, bu sefer baltayı taşa vurmuş çok güçlü bir
bizans ordusu ile karşılaşmış ve büyük bir bozguna
uğramışlardır. 628 yılında Mekke ile yapılan barış
anlaşması, hile yolu ile Müslümanlar tarafından bozuldu ve
Müslümanlar Mekke'ye saldırdı (630). Bu saldırı sonunda Mekke
düşüyor ve Müslüman saldırganların karşısında artık ciddi
hiç bir güç kalmamış oluyordu.
Saldırıların dozu
özellikle Emeviler ve Abbasiler döneminde had safhaya çıkmıştır.
Emeviler döneminde artık Roma imparatorluğu yoktur. Bizans ise
kendi kabuğuna çekilmiş, bir toparlanma dönemi yaşamaktadır,
yani Müslümanların karşısında hiç bir güc yoktur. İslam
gelişebilmek, genişleyebilmek için tüm uygun şartlara sahiptir.
Müslümanlar, talan ve soygunun çekiciliği, emperyalist bir iştah
ile her yere saldırır, her yeri talan edip, haraca bağlarlar.
Kafkaslar, Orta Asya, Kuzey Afrika, Orta Afrika ve hatta İspanya'ya
kadar olabildiğine genişlerler. Sınırsızca talan, mezalim ve
katliamlar yapılır. Uzanmadıkları yer yoktur, İstanbul'a kadar
dayanırlar. (Gezen varsa görmüştür, Datça'da Antik Knidos kenti
de Araplar'dan payına düşeni almıştır. Bir kaç kez depremin
yıktığı Knidos, son olarak Müslüman Araplar tarafından tarih
sahnesinden tamamen kaldırılmıştır.) Girdikleri her yeri talan
edip, İslam'i kılıç zoruyla kabul ettirirler. Kabul edenler
kurtulur, kabul etmeyenler katledilir. Özellikle kafkaslar ve orta
Asya'da çok sayıda Türk katledilir. (Türk tarihçi Biruni, bu
katliamlardan geniş bir şekilde bahsetmiştir.) İslam Türk'lere
zorla kabul ettirilir. Sonraki nesillere amacın İslam'ı yaymak
olduğu aktarılsa da, gercek amaç: talan, soygun, haraç, cariye ve
vahşettir.
Dinler iyiliği, güzelliği, kardeşliği,
dostluğu ve bunun gibi bir çok kavramı önereceğine, şiddet ve
düşmanlık önermiştir. İslam da resmen şiddet içermektedir.
Kadınların dövülmesi (Nisa-34), müşriklerin öldürülmesi
(Tevbe-5, Nisa-89, Maide-33, Muhammed-4), esir alınmaması
(Enfal-67), fitne ve bozgunculuğun öldürmekten daha kötü olduğu
(Bakara-217), savaşa teşvik etme, kısas ve daha bir çok Ayet
şiddet içermektedir.
Her fırsatta iyi, güzel, hoş,
affedici ve adil olduğunu söyleyen Allah, nedense insanlar arasına
sürekli olarak nifak sokmaktadır;
Maide-57 'Ey iman edenler!
sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan, dininizi oyun
ve eğlence edinenleri dost tutmayın. Eğer inanıyorsanız
Allah'tan korkun.'
Hatta insanları babalarına ve
kardeşlerine bile düşman etmektedir;
Tevbe-23 'Ey iman
edenler! Babalarınız ve kardeşleriniz, eğer imana karşı inkarı
seviyorlarsa, onları dost edinmeyin. İçinizden onları dost
edinenler zalimlerin ta kendileridir.'
İşte İslam'ın
gerçeği budur. Böyle bir inancın bünyesinde CİHAD gibi vahşi
ve ilkel bir kavram bulunduruyor olması ise, son derece doğaldır!
Duyurular
10.13.2011
Yıllardır Türkiye'den erişime kapalı olan ateizm.org domain adresimizin yasağı resmi olarak kalkmıştır. Fakat TTNET kullanıcıları hala erişimde sorun yaşayabilmektedir. Bazen aynı kişi bir gün bu domain'e erişip, ertesi gün erişememektedir. Yasağın TTNET'in DNS server'larından doğru dürüst kaldırılamamış olmasından kaynaklandığını zannettiğimiz bu teknik sorunun çözümü için uğraşmaktayız.
01.18.2011
Cumhuriyet gazetesi, ateizmin geçmişten bugüne yolculuğunu, ateistlerin gerçek ve sanal âlemde yaşadığı sorunları ateizm.org yöneticisi Aydın Türk'le konuştu: Cumhuriyet Gazetesi Röportajı
01.12.2010
Edip Yüksel ile Ateistforum'da "İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?" konusunda yaptığımız tartışma: İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?
Facebook'da Bize Katılın
Haberler
Kullancı girişi
Linkler
Ateist MedyaSunday, 24 April 2011
Sexy Huri
Monday, 27 December 2010
Kadın İslam Adalet
Monday, 27 December 2010
Dinsiz
Monday, 27 December 2010
Paganx
Monday, 27 December 2010
Fikirsel Evrim
Monday, 27 December 2010
Septik Fikir
Monday, 27 December 2010
Solucanla Köstebek
Monday, 27 December 2010
Agnostik.org
Sunday, 24 April 2011
Düşünce Dünyası
Sunday, 24 April 2011
03:29 2. Ateistforum Tanıtım 2
05:07 3. Dawkins Der Ki
02:05 4. Peri Masalı İnançlar
00:38
03:00 6. İnternetine Sahip Çık
00:30 7. Çöldeki Saat ve Gözün Evrimi
02:57 8. Geçiş Formları
03:36
09:24 10. Yaratılış Okullarda Öğretilmemelidir
05:12 11. Gözün Evrimi
04:52 12. İnancın Güvenilirliği
08:25








